Tenis değil: Badminton

12/7/2007 · Kategori: -Diger

Tenis değil: Badminton

Tenis değil: BadmintonNedense badminton sporunun atasının Çinliler olması bize hiç tuhaf gelmedi. Tarihini tam olarak veremeyeceğimiz yıllarda, Çinliler “Ti Jian Zi” denen bir oyun oynarlarmış. Sonraları Hindistan’da da buna benzer “Poona” denen bir oyun oynandığı kayıtlara geçmiş durumda. Oradaki İngiliz askerleri, 1960’larda kendi ülkelerine bu oyunu taşımışlar ve asilzade Beauford Dükü’nün kızları, söz konusu oyunu ilk kez Badminton Evi denen yerde oynamışlar ve böylelikle badminton'ın isim anneleri olmuşlar.

İngiltere’de bu spor kısa zamanda sevilmiş ve gelişmeye başlamış. J.L.Baldwin isimli kişi, bu işin fazla keyfe keder oynandığını düşünerek bazı kurallar koymuş. Bir süre sonra İngiltere’de ilk badminton kulübü kurulmuş ve badminton asilzadelerin sporu olarak görülmeye devam etmiş. 1934 yılında Uluslarararı Badminton Federasyonu’nun kurulmasıyla iş daha bir ciddiyet kazanmış.

Badminton, 1972’de olimpiyatlarda yerini almış ancak sadece gösteri karşılaşması olarak. 1988 olimpiyatlarında yeniden yan dal olarak badminton karşılaşması düzenlenmiş. 1992’de ise nihayet ilk kez Barselona olimpiyatlarında resmi spor dalı olarak kabul görmüş. Bizim ülkemizde ne zaman ilk defa bir badminton topu raketle buluşmuş tam olarak bilinmiyor. 1991 yılında Türkiye Badminton Federasyonu kurulmuş ve ilgi giderek çoğalmış. 1993 yılında da ilk Badminton Turnuvası Ankara’da düzenlenmiş.

Tenis değil: BadmintonJ.L.Baldwin isimli kişinin koyduğu kurallar nelermiş onlara bakalım şimdi de... Zira zaman içinde kurallarda pek bir değişiklik olmamış ve badminton aslına sadık kalmış. Tenis benzeri bir spor olduğu inkâr edilmez bir gerçek olduğundan şunu tahmin etmek zor değil: Badminton iki kişiyle veya aynı teniste olduğu gibi ikişer kişiden meydana gelen iki takım arasında oynanıyor.

Mantardan yapılmış tüylü toplar, haliyle bunlara vurmak için uzun saplı ve hafif raketler vasıtasıyla oynanır. Yine aynı teniste olduğu gibi ortasında bir file gerili olan dikdörtgen bir sahada oynanır. Sahanın eni 5.18, boyu 13.40 metredir. File ise 1.55 metre yüksekliğe, 76 cm’lik ene sahiptir. Çiftler karşılaşmalarında bu boyutlara 42 cm daha eklenir.

Amaç, topu rakip takımın sahasına düşürmek ve haliyle karşı tarafın da bunu başarabilmesini önlemektir. Setler 15’er puanlıktır ancak sadece tek bayanlar karşılaşmalarında bu sayı 11’e iner. 15 puana ulaşan taraf eğer rakip takımla aralarında en az 2 puan fark varsa seti almış sayılır. Genellikle 3 set oynanır. Eğer 14 – 14’lük skor varsa (tek bayanlarda 11), bu sayıya ilk ulaşmış olan taraf, 3 sayılık uzatma hakkını kazanmış olur.

 

Tenis değil: Badminton

Tenis değil: BadmintonOyuna servis atışıyla başlanır. Servisi atan kişi, topu tüyleri yukarı bakacak şekilde tutar ve raketle bel hizasını geçmeyecek şekilde yukarıdan aşağıya doğru fırlatır. Atışın geçerli sayılması için belirlenmiş alanın dışına çıkmaması ve rakip sahaya ulaşması gerekir.

Diğer pek çok karşılaşma sporunda olduğu gibi badmintonda da saha değişimi yapılır. Her setin sonunda ve üçüncü sette 8 sayısına ulaşınca (tek bayanlarda 6) yine saha değiştirilir.

Servis atacak olan kişinin iki ayağı da yere temas eder durumda olmalı, sınır çizgilerine basmamalıdır. Servisi karşılayacak olan kişi mutlaka hazır durumda bulunmalıdır. Atışların detaylı bir şekilde tarifini isteyenler şuraya buyurabilir. Tenise benzediği şüphesiz dedik; ancak badminton oyuncularının tenisçilerden daha atak ve hızlı olması gerekiyor. Badminton sahası tenis sahasından küçük olsa da oyuncuların kat ettikleri mesafe de daha fazla. Bir oyuncunun maç sırasında 2 kilometreye yakın yol kat ettiği söyleniyor.

Badminton topu tenis topu gibi rahatlıkla zıplayabilen bir yapıya sahip olmadığı ve rüzgâra kapılıp gidebildiği için onu kovalamak daha çok koşmayı gerektiriyor tabii. Tecrübe edenler bilir, yorgunluk ve ağrı katsayısını squash’a benzetebiliriz.

Çin, Endonezya, Danimarka ve İngiltere bu sporun en usta oyuncularını çıkaran ülkeler. En iyi badminton topu kaz tüyünden yapılıyor.

Badminton, dünyanın en hızlı raket sporu. Bir badminton topunun kazandığı hız saatte 332 km’ye kadar çıkmış. Bu rekor henüz çok yeni; 3 Haziran’da Çinli Fu Haifeng tarafından kırılmış.

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Daha Güzel Görünmek İçin Bazı Öneriler

12/7/2007 · Kategori: -Diger

Daha Güzel Görünmek İçin Bazı Öneriler

Saçlarınızı düzenleyin
Eliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektiriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz. Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz.

Güne zinde başlamak
Sabahları yorgun kalıyorsanız vücudunuzu toksinlerden arındırmak için bir bardak limonlu ılık su içebilir, cildinize de maden suyu ile masaj yaparsanız canlandırmış olursunuz.
Diş sağlığı
   Diş etlerinizi kuvvetlendirmeniz için küçük taneli tuzları diş fırçanızın üzerine koyun. Daha sonra da diş etlerinize kadar dişlerinizi fırçalayın.
Susuz ciltler için
    Vücudunuzda su eksikliği varsa badem özlü bakım kremleri kullanmalı ve yeşil çay içmelisiniz.

Buzlu dudak kremi
    Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız size önemli bir tavsiye. Kalemi kullanmadan önce buzlu bir kabın içinde bekletirseniz daha iyi sonuç alırsınız.
Ellere süt banyosu
       Manikür yapılırken su yerine artık süt kullanılıyor. Ellerinizi en az beş dakika ılık sütün içinde dinlendiriseniz elleriniz ve özellikle tırnaklarınızın güçleneceklerini göreceksiniz.
Farların kullanımı
       Eğer farlarınız göz kapaklarınızın üzerinde birikiyorsa kesinlikle yağ bazlı farlar kullanmayın. Yoğun renk pigmentleri içeren pudra farlardan kullanmalısınız. Hafif sedefli farlarda bu konuda çok kullanışlı. Çünkü içeriğindeki sedefli maddeler göz kapağının üzerine yapıştığı için birikme yapmaz.
Mat dudaklar için
       Mat rujları seviyorsanız dudak kalemi kullanmalısınız. Böylece dudaklarınız parlamayacak ve çerçeveyi çok fazla taşırmadığınız sürece dudaklarınıza ayrı bir dolgunluk kazandıracaktır. Sadece dudak kalemi ile de dudaklarınıza renk verebilirsiniz. Ama burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var; kalemi dudağınıza dik hareketlerle sürdükten sonra parmağınızla iyice dağıtmalısınız.
Göz makyajı temizliği
       Göz makyajınızı temizlerken göz kapağı ve çeversini ovuşturmamalısınız. Bunun için kullandığınız ürünü göz kapağınıza sürdükten sonra bir parça pamukla göz pınarından dışarıya doğru hafif dairesel hareketlerle silin.
Cildiniz parlıyorsa
       Cildinizi kurutmadan matlaştırmanız gerekir. Fondöteninizi sürmeden önce matlaştırıcı kremler kullanmalısınız. Ve günlük kremler kullanırken bunların jel olmalarına özen gösterin.
Rejim yaparken göğüsleriniz sarkarsa
       Kadınların sıkı bir rejime girdiklerinde kilo vermekten göğüslerinin sarktığı görülür. Bu durumda proteini zengin rejimler yapmalısınız. Böylece elastin ve kolajen lifleri esnekliğini kaybetmemiş olur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Islak Spor: Su topu

12/7/2007 · Kategori: -Diger

Islak Spor: Su topu

Islak Spor: Su topuBu yaz Türkiye’de ve dünyada hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyredecek sanki. Neredeyse buharlaşıp su damlasına dönüşeceğiz. Serinlemenin en kestirme yolu da suyla temas etmek! Ama içerek ama bir havuz/deniz ortamı bulup içine atlayarak... Öte yandan yaz-kış demeden havuzdan çıkmayanlar da var. Yüzmenin çeşitli dallarıyla ilgilenenleri kastediyoruz elbette. Hazır sıcaklar da bastırıyorken en zor su sporlarından birisi olan su topuna biraz daha yakından bakalım mı?

İngiltere’den dünyaya 1900’lü yılların başında İngiltere’de ortaya çıkan bir spor su topu. Aslında 1870’den itibaren kuralsız olarak, eğlence için oynanan oyun ilk kez 1890’da İngiltere ile İskoçya arasında yapılan milli maçla kurallı bir spor haline dönüşmüş. Sadece on sene sonra da olimpik spor olarak kabul edilerek 1900 Olimpiyatları’nda yer almış. Su topunun gittikçe yaygınlaşması üzerine 1908’de Uluslararası Su Topu Yönetim Kurulu kurularak tüm dünyada bu sporun ana yönetim mercii haline gelmiş. Türkiye’de ise ilk kez 1930’lu yılların başında oynanmaya başlanan su topu, yabancı yüzme hocalarının da büyük çabalarıyla yaygınlaşmaya başladı ve ilk su topu maçı 1931’de yapıldı. Kurulan ilk takımlar Beykoz, Beylerbeyi, Deniz Lisesi ve Galatasaray’dı.

Islak Spor: Su topuKural basit: Topu kaleye sok!
Aslında son derece basit bir temel kuralı var su topunun: Suya batmayan o topu, rakip takımın kalesine mümkün olduğunca fazla sokmak. 7’şer kişilik iki takım halinde oynanan karşılaşmalar, 33 metreye 20 metrelik havuzlarda yapılıyor (Minik takımlar ve kadınlar için havuzun boyu 25 metreye düşüyor). Havuzların derinliği ise 1.90 ile 2.00 metre arasında değişiyor. Kaleler ise 3 metre uzunluğunda ve 90 cm. yüksekliğinde.

Takımların kendilerine has formalarının olmadığı bir spor su topu. Zaten suyun içinde formalı yüzücüleri hayal etmek bile güç öyle değil mi? Ancak elbette takımların birbirlerinden ayırt edilmeleri için bulunmuş bir yol var: Ekiplerden birisi mavi, diğeri beyaz boneler takmak zorunda. Tıpkı formalar gibi bonelerin üzerinde de 1’den 13’e kadar numaralar var (1 kaleci, 6 oyuncu dışındakiler yedek oyuncu). Oyuncu değiştirme limiti yok; sınırsız. Ancak sadece molalarda, gollerde ve devre aralarında değişiklik yapılabiliyor.

 

 

Islak Spor: Su topu

Islak Spor: Su topuTakım oyununa en çok ihtiyaç duyulan ve en yorucu sporlardan birisi olan su topu, 7’şer dakikalık dört devre halinde toplam 28 dakika oynanıyor. Devreler arasında 2 dakikalık molalar veriliyor. Her devrenin başında havuzun iki kenarına dizilen oyuncular, topu suya atan hakemin düdüğüyle birlikte havuza atlayıp topa önce ulaşmaya çalışıyorlar. İlk atak hakkı böylece topa ilk ulaşan takımda oluyor.

35 saniye hücum süresi
Takımların öyle sabaha kadar kendi aralarında paslaşmaları yasak. Basketbolda olduğu gibi her takımın 35 saniye hücum hakkı bulunuyor. Havuzun kenarlarına konulan kronometrelerden de takip edilebilen süre sonunda hücum edilememişse hakem topu diğer takıma veriyor. Bir şutun gol olarak değer kazanabilmesi içinse tıpkı futboldaki gibi topun tamamının gol çizgisini geçmesi gerekiyor.

Her takımın tüm oyun içinde sadece 1 dakika süren 2 mola hakkı bulunuyor. Ama mola alındı diye havuzdan dışarı çıkmak da yok! Oyuncular kendi yarı sahalarında kenara gelip, antrenörlerinden taktikleri alıyorlar.

“Suyla şaka olmaz!”
Büyüklerin meşhur lafıdır hani, “suyla şaka olmaz”. Su topunda da “büyük” ve “küçük” olmak üzere faul çeşitleri var. Bütün faul çeşitlerini yazmayalım ama bir-iki örnek verelim: Topu iki elle tutmak, elinde top olmayan karşı takım oyuncusuna müdahalede bulunmak. Fauller serbest atışla cezalandırılıyor. “Atılma” adı verilen faul çeşitleri ise biraz daha ağır: Rakibe tekme atmak veya vurmak, rakibin suratına kasti olarak su atmak, serbest atış kullanılmadan topa müdahale etmek, hakemle konuşmak, topu tutmayan bir oyuncuyu tutmak. Atılma cezası alan oyuncu 20 saniye boyunca oyun dışı kalıyor. Aynı oyuncunun 3 kez atılma cezası alması halindeyse o oyuncu oyundan çıkıyor ve yerine yedeklerden birisi giriyor. Fakat bir oyuncuya kasti olarak ve sakatlayıcı bir müdahale olursa, böyle bir durumda oyundan atılan oyuncunun yerine kimse giremiyor ve takım maça eksik devam etmek durumunda kalıyor. Su topunda futbolda olduğu gibi penaltı cezası olduğunu da eklemeden geçmeyelim tabii.

 

Islak Spor: Su topu

Islak Spor: Su topuTakım oyununa en çok ihtiyaç duyulan ve en yorucu sporlardan birisi olan su topu, 7’şer dakikalık dört devre halinde toplam 28 dakika oynanıyor. Devreler arasında 2 dakikalık molalar veriliyor. Her devrenin başında havuzun iki kenarına dizilen oyuncular, topu suya atan hakemin düdüğüyle birlikte havuza atlayıp topa önce ulaşmaya çalışıyorlar. İlk atak hakkı böylece topa ilk ulaşan takımda oluyor.

35 saniye hücum süresi
Takımların öyle sabaha kadar kendi aralarında paslaşmaları yasak. Basketbolda olduğu gibi her takımın 35 saniye hücum hakkı bulunuyor. Havuzun kenarlarına konulan kronometrelerden de takip edilebilen süre sonunda hücum edilememişse hakem topu diğer takıma veriyor. Bir şutun gol olarak değer kazanabilmesi içinse tıpkı futboldaki gibi topun tamamının gol çizgisini geçmesi gerekiyor.

Her takımın tüm oyun içinde sadece 1 dakika süren 2 mola hakkı bulunuyor. Ama mola alındı diye havuzdan dışarı çıkmak da yok! Oyuncular kendi yarı sahalarında kenara gelip, antrenörlerinden taktikleri alıyorlar.

“Suyla şaka olmaz!”
Büyüklerin meşhur lafıdır hani, “suyla şaka olmaz”. Su topunda da “büyük” ve “küçük” olmak üzere faul çeşitleri var. Bütün faul çeşitlerini yazmayalım ama bir-iki örnek verelim: Topu iki elle tutmak, elinde top olmayan karşı takım oyuncusuna müdahalede bulunmak. Fauller serbest atışla cezalandırılıyor. “Atılma” adı verilen faul çeşitleri ise biraz daha ağır: Rakibe tekme atmak veya vurmak, rakibin suratına kasti olarak su atmak, serbest atış kullanılmadan topa müdahale etmek, hakemle konuşmak, topu tutmayan bir oyuncuyu tutmak. Atılma cezası alan oyuncu 20 saniye boyunca oyun dışı kalıyor. Aynı oyuncunun 3 kez atılma cezası alması halindeyse o oyuncu oyundan çıkıyor ve yerine yedeklerden birisi giriyor. Fakat bir oyuncuya kasti olarak ve sakatlayıcı bir müdahale olursa, böyle bir durumda oyundan atılan oyuncunun yerine kimse giremiyor ve takım maça eksik devam etmek durumunda kalıyor. Su topunda futbolda olduğu gibi penaltı cezası olduğunu da eklemeden geçmeyelim tabii.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::